Kategori arşivi: Haberler

Ex Machina’ya En İyi Görsel Efekt Oscar’ı

Yapay zeka ile akıllanan insansı robotlar konusunu ele alan Ex Machina filmi 88. Akademi Ödülleri’nde En İyi Görsel Efekt Ödülü’nü kazandı.

Filmde, dünyanın en önemli teknoloji şirketinde (Google gibi) yazılım geliştirici olarak çalışmakta olan Caleb, şirketin CEO’su Nathan’ın düzenlediği yarışmayı kazanır. Ödül olarak Nathan’ın insanlardan uzakta yaşadığı dağ evinde 1 hafta kalacaktır.

Nathan, dünyanın ilk gerçek yapay zekasını geliştirmektedir ve Caleb’i geliştirdiği yapay zekaya sahip robotuna Turing testi uygulamak için seçmiştir.

Robot kız Ava ile Caleb’in diyalogları, Nathan’ın Calab ile sohbetleri yapay zekanın neler yapabileceğine dair fikirler vermesi açısından izlemeye değer.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Alex Garland’ın üstlendiği bilimkurgu filminin başrollerinde Oscar Isaac, Domhnall Gleeson ve Alicia Vikander yer alıyor. Ex Machina, “insanlık sonrası fütüristik şok filmi” ve “vizyoner bir bilimkurgu” olarak şimdiden kült filmler arasına girdi.

Ex Machina filminin aday olduğu ve kazandığı diğer ödülleri IMDb‘den inceleyebilirsiniz:

88. Akademi Ödülleri’nin görsel efekt dalındaki aday listesi şöyleydi:

  • Ant-Man
  • Yenilmezler: Ultron Çağı
  • Ex Machina
  • Jurassic World
  • Mad Max: Fury Road
  • Marslı
  • Diriliş
  • Star Wars: Güç Uyanıyor
  • Yarının Dünyası
  • Tehlikeli Yürüyüş

Gen çağının kapısı aralandı

İstanbul’da 3 Aralık’ta Yaşam 2.0 adlı bir etkinlik düzenlendi. Yurt içinden ve yurt dışından genetik alanında görev yapan birçok bilim insanı bu etkinlikte buluştu. Basında pek yer almadı. Etkinliğe katılan tek basın mensubu da ben oldum yanlış bilmiyorsam.

Haberini Yeni Yüzyıl gazetesindeki GELECEK sayfamda 7 Aralık 2015’te yayınlamıştım. Daha sonra Gelecek Bülteni sitesinde etkinliğin videolarını da ekleyerek yeniden yayınladım.

20151207-YY-GELECEK-2

Yaşam 2.0 sunumlarında birbirinden ilginç ve önemli bilimsel gelişmeler anlatıldı:

>> İki insan düşünün. İkisinin de kafatasında beyinleri ile etkileşim halinde olan çipler var. Bu iki kişinin beyinleri bu çipler aracılığı ile birbirine bağlı. Birisinin gözü ile gördüğü bilgiyi, diğeri gözleri kapalı olduğu halde o da görebiliyor… Beyinden beyine iletişim arayüzü gerçekleşmiş bulunuyor. Bunu yapan da Paris Descartes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selim Eskiizmirliler. Gurur verici müthiş bir başarı. Ayrıca Avatar filminde Jake Sully karakterinin Pandora gezegenindeki avatarını yönetmesini hatırlatmıyor mu sizce de?

> Doğuştan lösemi kanseri bulunan 1 yaşında bir kız çocuğunun, genetiği değiştirilmiş bir AIDS virüsü ile kanserden tamamen kurtulması, löseminin vücudundan silinmesi çok dikkat çekiciydi örneğin.

>> ODTÜ Koleji’nin (dikkatinizi çekerim, lise düzeyinde bir okulun) bakterinin genini modifiye ederek, arıcıların başına dert olan bir paraziti kovandan uzaklaştıran bir esansiyel yağ ürettirmeleri önemli bir başarı. Bu projeleri ile katıldıkları iGEM yarışmasında dünya birinciliği almış olmaları da çok etkileyici bir başarı tabii ki.

>> Bir önemli ipucunu daha paylaşayım: Doktorlar ‘Acilen biyoenformatik analistine ihtiyaç bulunduğunu’ özellikle vurguladılar. Üniversite tercihi yapacaklara duyurulur!

Bu haberi herkesin okumasını ve videolarını da herkesin izlemesini tavsiye ediyorum. Özellikle üniversite sınavına hazırlanan, önümüzdeki yıllarda hangi mesleği tercih edeceğine karar verme aşamasında olan genç arkadaşlara ve ailelerine öneriyorum.

Başta yaşam bilimleri olmak üzere, birçok bilimsel sahada, malzeme bilimlerinde ve teknoloji alanlarında çok önemli ve hızlı ilerlemeler kaydediliyor. Bugün üniversite sınavına hazırlanan genç arkadaşlar mezun olduklarında, gen çağının hız kazanmaya başladığı yıllarda mesleğe başlamış olacaklar. Bu sebeple geleceğe hazırlıksız yakalanmamak için, geleceği etkileyecek olan trendleri takip etmek ve analiz edebilmek önem taşıyor…

Umarım haberi beğenirsiniz. Videoları da izlerseniz, etkinliğe katılmış kadar olursunuz 🙂

Facebook’un veri merkezi kendi enerjisini üretecek

Facebook’un kurucusu Zuckerberg, İrlanda Clonee’de yapımı devam eden yeni veri merkezini duyurdu ve yeni merkezin yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanacağını yazdı.

12622251_10102615568850851_3583242062064948983_oFacebook’un altınca veri merkezinin, İrlanda Clonee’de yapımının sürdüğünü duyuran Zuckerberg, bunun İsveç’teki Luleå veri merkezinden sonra Avrupa’daki ikinci merkez olduğunu belirtti.

Tesisin soğutma sistemi ile ilgili bir mühendislik detayı da veren Zuckerberg, İrlanda Denizi’nin yakın olması sebebi ile havadaki tuzu filtre edebilmek için dolaylı hava soğutma süreci uygulanacağını yazdı.

 

 

 

Zuckerberg’in mesajı şöyle:

I’m proud to share that Facebook’s sixth data center is now under construction in Clonee, Ireland. This will be our second European data center, after Luleå in Sweden.

Data centers deliver all of Facebook’s services to you. They’re some of the most complex machines ever created.

Clonee Data Center will be one of the most advanced and energy efficient data centers in the world. It will feature the latest server, storage and network designs developed through the Open Compute Project, and will be powered by 100% renewable energy.

One interesting engineering detail is that we’re cooling the facility with outdoor air, but because this is near the Irish Sea we’ll be using an indirect air cooling process to filter the salt from the air.

We’re glad to be investing in Ireland, to become a part of the Clonee community, and to continue building the massive infrastructure that connects our global community.

Posted by Mark Zuckerberg on Sunday, January 24, 2016

 

İsrail dron ambulans yapıyor

İsrailli Tactical Robotics firması, AirMule (uçan katır / hava katırı) adını verdikleri, hasta taşıma amaçlı bir dron ambulans yaptıklarını duyurdu.

Dünyanın farklı yerlerinde dron teknolojisini farklı amaçlar için özelleştirmeyi amaçlayan çalışmalar yapılıyor. Bu konuda yeni bir haber İsrail’den geldi. İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre otonom olarak uçacak olan dron ambulansın, savaş sahaları gibi helikopterin rahat iniş kalkış yapamadığı bölgelerde kullanılması planlanıyor. 2 kişi kapasiteli olan dron, 450 kg’a kadar ağırlık kaldırabiliyor ve 31 mil (yaklaşık 50 km) uçuş menzili bulunuyor.

Tek motorlu, dahili rotor sistemli AirMule, İsrail Sivil Havacılık Otoritesi’nden alınan izin ile Megido havaalanında pilot kontrolü olmaksızın, otonom olarak, yerden yükselme ve manevra testlerini gerçekleştirdi.

Firma, AirMule’un görüş hattının ötesine uçuş denemesini ve kargo taşıma kapasitesini de bir yıl içinde kamuoyuna tanıtmayı planlıyor.

Dron ile insan taşıması yapma çalışmaları yapan tek şirket Tactiacal Robotics değil elbette. Bu ayın başında Amerika Las Vegas’ta gerçekleştirilen CES fuarında Çinli bir şirket olan eHang, 184 adlı modelini tanıtmıştı. Tek kişi taşıyabilen eHang 184, 100 kg taşıma kapasitesine sahip ve 23 dakika uçabiliyor. eHang 184, 63 mph (101 kmh) hıza çıkabiliyor. (eHang 184 ile ilgili haberi okumak için tıklayın)

Petrol üreten bakteri geliştirildi

Doğayı kirletmeyen temiz yakıt fabrikası

Peidong Yang is photographed in his lab, office and on campus at UC Berkeley in Berkeley, Cali., Monday, Sept. 14, 2015. Photos by Alison Yin/AP Images for John D. & Catherine T. MacArthur Foundation
Nano malzeme kimyageri Peidong Yang

Ağaç yapraklarını taklit ederek oksijen ve petrol üreten bir teknik geliştirildi. Amerika’da Kaliforniya Üniversitesi’nde görev yapan nano malzeme kimyageri Peidong Yang, bitkiler gibi güneşten aldığı enerji sayesinde su ve karbondioksidi bileşenlerine ayıran ve ürün olarak petrol üreten bir sistem geliştirdi.

Fotosenteze benziyor

11YY petrol bakterisi JF16.demo_.8x622
Genetiği değiştirilmiş bakteri kullanılıyor.

1970’lerde Japonya Tokyo Üniversitesi, güneş enerjisi kullanan bir cihazın, bitkilerin yaptığı fotosente- zin ilk aşamasını yapabileceğini, suyu oksijen ve hidrojen atomlarına ayırabileceğini kanıtlamıştı. Yang’ın sistemi ise Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuarı’nın temel tasarımını esas alan bir iyileştirme. Ancak öncekilerden farklı olarak silikon nanokablolar ve genetiği değiştirilmiş bakterilere dayanıyor ve fotosentezin diğer reaksiyonlarını da içeriyor. Bu sayede bakterilerin sentezlediği ürün olarak petrol elde edilirken, yan ürün olarak oksijen üretilmiş oluyor.

Şu ana dek yapılan testler, sistemin doğal fotosentez gibi verimli çalıştığını gösteriyor. Buluşun geliştirilmesi gereken yönü ise, güneşten aldığı enerjinin ancak yüzde 1’ine yakınını kimyasal bağların oluşturulmasında kullanabiliyor. Bu oran artırılabilirse, bakterilerin üreteceği petrolün maliyeti de düşecek.

‘Petrol tarlaları’ yolda

Dünyanın petrol rezervlerinin, otomobil ve uçakların yakıt ihtiyacını karşılamayacağı ve petrolün tükene- ceği endişelerinin olduğu günümüzde bakterilerin petrol üretmesi yeni bir umut ışığı oluyor. Bu gerçekleşirse, önümüzdeki yıllarda güneş gören geniş araziler “petrol tarlaları” olabilir.

Not: Bu haber Yeni Yüzyıl gazetesi Gelecek köşesinde 11 Ocak 2016 tarihinde yayınlanmıştır. Gazete sayfasını PDF olarak görüntüleyebilirsiniz.